Bu hikayenin aynisini yasamak icin hemen Ara 0044 560 183 03

Merhaba, adım Vural. 42 yaşındayım ve
evliyim. 25 yıldır fotoğrafçılıkla uğraşıyorum.
Kendime ait bir stüdyom var. Genelde giyim
firmaları için katalog çekimleri yapıyorum.
Elbise, mayo vs. çekimleri için gelen
modellerle ilişkilerim oldu. Bunlar genelde
üniversite öğrencileri olurdu. Yüzü ve fiziği
güzel kızlardı çoğu. Karımda bulamadığım
cinsel tatmini onlarda buluyordum. İyi
kazandığım için maddi problemim yoktu.
Ceplerine parayı koyunca onları istediğim
gibi sikiyordum. Bir kısmı bakireydi, o
yüzden onları sadece götlerinden sikerdim.
Bazıları da artık işi orospuluğa vurmuştu.
Ben daha bir şey söylemeden amlarını
sergilerlerdi. Modellerin soyunma odasına
gizli kamera koymuş, onlar soyunurken izler,
görüntülerine bakarak da 31 çekerdim.
Sikemediklerim için de kendimi böyle
avutuyordum.
Bir gün modellik ajansından aradılar. Kıyafet
çekimi olacağını söylediler. Firma, çekimi
yapılacak elbiseleri getirecek, ajans da
fotomodeli gönderecekti. Bir saate kalmadan
firmadan geldiler ve elbiseleri bırakıp
gittiler. Bu sefer çekim için gelecek modeli
beklemeye başladım. Kısa bir süre sonra orta
yaşlı, kapalı bir kadınla genç bir kız geldi.
“Buyurun, nasıl yardımcı olabilirim?” diye
sordum. Kadın, “Bizi ajanstan yolladılar,
burada çekim yapılacağını söylediler.” dedi.
Kız annesiyle beraber gelmişti, 19-20
yaşındaydı. Kız uzun boylu, genç ve güzeldi,
ama utangaç ve içine kapanık olduğu da
belliydi. Annesi ise 40-42 yaşlarında vardı.
Annesinin üzerinde uzun bir etek ve
gömlekle, başında renkli bir türbanı vardı.
Güneş gözlüklerini türbanının üzerine
çıkarmıştı. Ayağında da topuklu ayakkabı.
“Evet, ben de sizi bekliyordum...” dedim.
İşyerinde benden başka kimse yoktu, o
nedenle çekim esnasında kimse rahatsız
etmesin diye kapıyı içerden kilitledim. Daha
sonra kendilerine çekimin aşağıda
yapılacağını ve oraya inmemiz gerektiğini
söyledim. Annesi ve kızı önümden geçip
aşağı inerlerken, annesinin sallanan götü
sikimin sertleşmesine sebep oldu. İnce
eteğinin altından külot izi belli oluyordu.
Daha önce de birkaç kez annesiyle gelen kız
olmuştu. Ben çekimle ilgili konuları anlattım.
Kız başıyla anladığını belli ederken, annesi
köşede oturmuş, etrafa bakıyordu. Ben kıza
soyunma odasını gösterdim. O sırada annesi,
“Elbiseler açık saçık değil, dimi?” diye sordu.
Ben de, “Hayır, bu normal bir elbise çekimi,
pantolon, gömlek, elbise falan. İsterseniz siz
de içeri girip bakın.” dedim. Kadın, “Yoksa
babası keser ikimizi!” dedi ve kızıyla beraber
içeri girdi.
Birkaç dakika sonra kız üzerinde elbise ile
çıktı. Annesi de beraberinde çıkmış, köşede
çekimi izliyordu. Ben kızın resimlerini
çekmeye başladım. İçerisi oldukça sıcaktı.
Kapalı bir ortamdı ve spotlar da sıcaklığı
artırıyordu. Klima birkaç gün önce
bozulmuştu ve halen yaptıramamıştım.
Annesi sonunda, “Ay burası çok sıcak, ben
içerde oturacağım.” diyerek soyunma odasına
girdi ve çekim boyunca orada kaldı. Çekimler
birkaç saat sürdü. Neyse, akşamüzeri işimiz
bitti. Kıza ve annesine teşekkür ettim.
Beraber ayrıldılar. Ben de yapılan çekimler
üzerinde çalışmaya başladım. Saat geç
olmuştu ve ben de yorulmuştum. Soyunma
odasındaki kameranın kaydını izlemek
istedim. Açıkçası bu kızdan iş çıkmazdı, ama
en azından vücudunu görmek istiyordum.
Aşağı indim. Bilgisayarı açıp izlemeye
başladım. Görüntülerde kız üzerindekileri
çıkarıp, kıyafetleri giyiniyor, tabii bu sırada
sutyen, külotla kalıyordu. Biçimli ve düzgün
bir vücudu vardı. Ama görüntülerde beni asıl
şok eden annesi olmuştu. Annesi de kızıyla
beraber elbiseleri deniyordu...
Kadın önce eteğini aşağı sıyırıp çıkardı.
Ardından gömleğini. Sutyen ve külotla kaldı.
Biraz göbeği vardı. Vücudu beyazdı, güneş
görmemişti. Türbanı halen başındaydı.
Askıdaki elbiselerden birini alıp giyinmeye
çalışıyordu. Elbise vücuduna biraz dar geldiği
için yapamıyor, kızından yardım istiyordu.
Bu sırada kızı devamlı, “Anne, ne
yapıyorsun, bırak şunları!” diyor, ama annesi
“Ne var kız, bir bakayım şöyle!” diyordu.
Birkaç gün önce bir mayo çekimi olmuştu ve
çekim için getirilen mayo ve bikiniler odada
duruyordu, henüz almaya gelen olmamıştı.
Kadın bikinilerden birini aldı. (Ben de ekran
başında elim sikimde kadını izliyordum!).
Sutyenini açınca koca memeleri löpür löpür
sallanmaya başladı. Üzerindeki pamuklu
beyaz külotu çıkarınca, amı ve götü ortaya
çıktı. Amı biraz kıllıydı. Kadın bikini altını
alıp giymeye çalıştı, ama biraz küçük
geliyordu, yine de giymeyi başardı. Odada
aynanın karşısında sağa sola dönüyordu.
Bikini altı kadının götünde tanga gibi kalmış,
götünün arasına girmişti...
Kızı, “Anne, ne yapıyorsun böyle? Çıkar
şunu!” dediğinde, “Kızım ne var? Baban izin
vermiyor böyle şeyler giymeme, bir
bakıyorum şöyle, nasıl bir şeymiş bu diye. Ne
olacak yani, yemedim ya!” diyordu.
Görüntülerin sonunda kadının bikinilerden
birini kızına belli etmeden çantasına attığını
gördüm. Galiba bikini giymeyi çok sevmişti.
Kadın bu şekilde elbiseleri, mayo ve
bikinileri denemişti. Ve bunu yaparken
bütün vücudunu sergilemişti. Amı, götü,
memeleri olduğu gibi ortadaydı. Sikim kazık
gibi oldu. Koltukta oturmuş, ekran başına
kilitlenmiştim. 31 çekmeye başladım...
Ertesi gün dayanamadım ve ajansı arayıp,
çekim için gelen kızla görüşmem gerektiğini
söyledim. Kızın numarasını verdiler. Biraz
sonra tekrar aradım. Kıza ulaşamadığımı,
evinin yada bir yakınının telefonunu
istedim. Bana annesinin cebini
verebileceklerini söylediler. “Olur!” dedim.
Numarayı aldım. Annesinin adının da
Hayriye olduğunu öğrendim bu arada.
Aradım, kendimi tanıtınca hemen hatırladı.
Kendisine kızının resimlerini, TV yapımcısı
bir arkadaşımın gördüğünü ve çok
beğendiğini, kızını bir reklam filminde
oynatmak istediğini söyledim. Çok sevindi,
kızıyla konuşacağını söyledi. Ben de, “Bu
aşamada daha kızınıza haber vermeyin, bu
konuyu önce sizinle konuşmamız gerekiyor.
Yapımcı arkadaşım yarın öğleye doğru saat 11
gibi burada olacak, gelirseniz kızınızın
alacağı ücreti falan detaylı konuşuruz!”
dedim. Biraz tereddüt etti, ama işin ucunda
iyi para ödeneceğini duyunca, “Tamam, yarın
11’de orada olurum!” dedi. Beklediğim
olmuştu. Ertesi gün yapacağım çekimleri iptal
ettim.
Sabah erkenden işyerime gittim ve
Hayriye’yi beklemeye başladım. Saat tam
11’de geldi. Pembe renkli uzun bir etekle,
pembe türbanı vardı. Üzerinde de krem
renkli diz altına gelen bir pardesü. Güneş
gözlükleriyle birlikte çok seksi görünüyordu.
Geçen sefer giydiği beyaz renkli topuklu
ayakkabıları yine ayağındaydı. Altına parlak
ve ince ten renkli çorap giymişti. Kendisine
çay ikram ettim. “Hani, reklamcı arkadaşınız
gelmedi mi?” deyince, konuyu daha fazla
uzatmanın gereği yok diye düşünerek,
soyunma odasındaki kameranın kaydettiği
kadının çıplak resimlerini koydum önüne.
Resimleri görünce bir anda yüzü değişti,
kıpkırmızı oldu. Hiçbir şey söylemiyor,
resimlere tek tek bakıyordu. Ben sessizliği
bozdum ve “Hayriye hanım, siz mankenliğe
bayağı meraklıymışsınız. Üstelik vücudunuz
da buna müsait!” dedim. Bunu duyunca bana
bağırmaya ve küfretmeye başladı. Elimle
ağzını kapadım ve “Bana bak, ya beni
memnun edersin, yada bunları kocana
gösteririm! Haa, bir tane bikiniyi de çantana
attığını görmedim sanma!” dedim.
Bu sefer gözleri doldu ve ağlamaya başladı,
“Yalvarırım, böyle bir şey yapma. İstersen
para vereyim, ama böyle bir şey mümkün
değil. Olamaz!” diyordu. Ben de, “Ne parası
ulan, istersen ben sana para vereyim. Seni
sikmek istiyorum ben!” dedim. Hayriye
ağlamaya devam ederken dükkânın kapısını
içerden kilitledim ve “Hadi, bu işi fazla
uzatmayalım. Başka şansın yok. Neden
kızınla çekimlere geldiğin belli oldu.
Nerdeyse bütün mayoları, bikinileri
giymişsin!” dedim. Hayriye bana hakaretler,
küfürler ediyor, “Çoluğum çocuğum var,
yapma, etme!” deyip duruyordu. “Kızımın da
görüntüleri var mı?” diye sorunca, “Benim
kızınla işim yok, ben seninle ilgileniyorum!”
dedim. Ağlamaları biraz kesilmişti...
Onu elinden tuttum ve aşağıya götürdüm.
İçerisi karanlıktı, bütün ışıkları açtım.
Hayriye’ye platformun ortasına geçmesini
söyledim. Ben de makinemin başına geçtim.
Hayriye’nin resimlerini çekmeye başladım.
Pardesüsünü çıkarmasını söyleyince çıkardı.
Pembe uzun eteği ve beyaz gömleği ile kaldı.
Dar gömleğinin altından memeleri ve sutyeni
belli oluyordu. Türbanı halen başındaydı.
Ona, “Gömleğinin düğmelerini yavaş yavaş
aç!” dedim. “Lütfen yapma, ne olur!” dese de,
sonunda düğmelerini açmaya başladı. Sikim
gittikçe sertleşiyordu, bir taraftan resim
çekmeye devam ediyordum. Sonunda
düğmeleri tamamen açtı, sutyeni ortaya
çıkmıştı. Memeleri sutyeninden taşacakmış
gibiydi.
Gömleğini yanlara açmasını, ama
çıkarmamasını söyledim. Dediğim gibi
gömleğinin önünü yanlara iyice açtı. Bana
bakmıyor, sürekli başka tarafa bakıyordu. Bu
şekilde de resimlerini çektikten sonra,
“Tamam, şimdi çıkar gömleğini!” dedim. Kol
düğmelerini açtı ve gömleğini çıkardı. Şimdi
üzerinde sadece sutyenle kalmıştı. Ona
sürekli, “Sağa dön, sola dön, arkanı dön!”
gibi komutlar verdikçe dediklerimi itiraz
etmeden yapıyordu. Elimle işaret ederek
sutyenini açmasını söyledim. Bu kez itiraz
etti, ama ben ısrarlı olduğumu söyledim.
Arkadan kopçasını açınca sutyeninden taşan
memeleri öne doğru fırladı. Aynen
görüntülerdeki gibi dolgun ve büyük
memeleri sallanıyordu. Ancak sarkmışlardı. O
şekilde de resimlerini çekmeye devam ettim.
Sıra uzun pileli eteğine gelmişti. Eteğini de
çıkarmasını istedim. Arkadaki küçük
fermuarını açarak eteğini aşağı sıyırdı. Eteği
tamamen sıyırıp çıkarınca, diz üstüne gelen
parlak naylon çoraplı bacakları ortaya çıktı.
Bembeyaz kalçaları gün yüzü görmemişti,
üzerinde yine geçen günkü gibi pamuklu,
beyaz bir külot vardı. Külot kalçalarını,
kasıklarını sıkıyordu. Arkasını dönmesini
işaret ettim. Dönünce küçük külotunun koca
götünün yarısını anca kapladığını gördüm.
Sikim kazık gibi olmuştu ve pantolonum
artık rahatsızlık veriyordu. Ben de
soyunmaya başladım ve kısa sürede
çırılçıplak kaldım. O sırada Hayriye’nin sırtı
bana dönüktü. Bana doğru dönmesini
söyledim. Dönünce önümde sallanan kalkık
yarağımla karşılaştı. Yüzünü elleriyle kapadı
ama ben açmasını söyledim...
Yavaşça ellerini yüzünden çekti. Biraz önce
yüzüme bakmayan Hayriye bu sefer sürekli
bana ve yarağıma bakıp duruyordu.
Hayriye’nin amının kılları külotunun
kenarlarından belli oluyordu. Kalçalarında
alınmamış tüyler olduğunu gördüm. Bu
şekilde de resimlerini çektim. Ama benim de
sabrım sınırına dayanmıştı. Bir an önce
yarağımı amına sokmak için yanıyordum. Bu
sefer külotunu çıkarmasını söyledim. İtiraz
etmedi. Küçük külotunu kenarlarından
tutarak bacaklarından sıyırdı ve çıkardı. Amı
etliydi. Am dudakları kahverengi ve
büyüktü. Amının etrafındaki kılları epey bir
zamandır almadığı belliydi. Yine sağa, sola
dönmesini söylüyordum, o da itiraz etmeden
dönüyordu. Bu sefer sırtını bana dönüp
domalmasını söyledim. Dediğimi yaptı ve
ellerini dizlerine dayayarak eğildi. Ben
fotoğraf makinesiyle zoom yaparak amına
odaklanıyordum. Göt deliğinin etrafı kıllarla
çevriliydi. Göt deliği kılların ortasında kara
bir çukur gibi duruyordu.
Tekrar doğrulmasını söyledim. Artık onu
sikmek için sabırsızlanıyordum. Kalkık
yarağımı sıvazlayarak yanına yaklaştım.
Ayağındaki topuklularla boyu 1.75 kadar
vardı. Onu elinden tuttum ve köşedeki
masaya tutunarak domalmasını söyledim.
Domalınca bacaklarını iyice açtım, amı
tamamen ortadaydı. Başını arkaya doğru
çevirip, “Lütfen söz ver, sadece aramızda
kalacak bu olanlar, dimi?” dedi. Ben de, “Sen
merak etme!” dedim. Yarağımı tuttum ve
yavaş yavaş amına sokmaya başladım.
Hayriye, “Ahh, ımm!” diye söylenmeye
başladı. Önce yavaş, sonra hızlı hareketlerle
amına sokup çıkardıkça, Hayriye de, “Ahh,
ımm, ohh!” diye sesler çıkarıyordu. Ben
kalçalarından tutmuş onu kendime
çekiyordum, yarağımı taşaklarıma kadar
amına sokarken onun da zevk aldığı belliydi.
Amının içi sıcacıktı ve cayır cayır yanıyordu.
Amı yaşından dolayı genişlemişti, yarağımı
sokup çıkarırken zorlanmıyordum...
Bir süre sonra Hayriye amını yarağıma
bastırmaya başladı. Başını sağa sola
salladıkça başındaki türbanı sallanıyordu.
Onu hızlı hızlı sikerken masaya sıkıca
yapışmıştı, her bir yarak darbemle masa da
yerinden oynuyordu. Bir ara türbanının
üzerine çıkardığı güneş gözlükleri başından
kaydı ve öne doğru fırlayıp yere düştü. Daha
önce pek çok kadınla sikiştiğim için
deneyimliydim, o nedenle bir makine gibi
Hayriye’yi sikmeye devam ediyordum.
Onunsa böyle bir sikiş yaşamadığı belliydi.
Hayriye sanki nefesi kesilecekmiş gibi soluk
alıp veriyor, inliyordu. Bir süre sonra
yarağımı amından çıkardım, bana doğru
çevirdim. Yüzünü dönünce dudaklarına
yumuldum. Vücutlarımız birbirine değdikçe
azgınlığım artıyordu. Memelerini göğsümde
hissediyordum. Onun da istekli olduğu
belliydi. Kollarını boynuma dolamasını
söyleyince nefesimi kesecekmişçesine bana
sarıldı. Başındaki parlak türbanı tenime
değdikçe daha da azıyordum...
Onu kalçalarından tutarak kucakladım.
Hayriye bacaklarını belime dolamış,
boynuma sıkıca sarılmıştı. Yüzünü,
dudaklarını, boynunu öpüp kokladıkça daha
da zevk alıyordum. O güne kadar pek çok
kadın siktiğim halde böylesine zevk aldığımı
hatırlamıyordum. Onu masanın üzerine sırt
üstü uzandırdım. Ayağında halen naylon
çorapları ile topukluları vardı, o şekilde
bacaklarını havaya kaldırdım ve yanlara
doğru iyice açtım. Yarağımı yavaş yavaş
amına sokmaya başladım tekrar. Hayriye yine
inliyordu. Hızlanmaya başladım. Kasıklarım
kalçalarına çarptıkça, (şlap şlap şlap) sesleri
çıkıyordu. Hayriye masanın kenarlarından
sıkıca tutunmuş inliyor, koca memeleri
sallanıp duruyordu. Masa, üzerindeki ağırlık
nedeniyle gacır gucur sesler çıkarıyor, sanki
kırılacakmış gibi yerinde oynuyordu...
Hayriye’nin bacaklarını omzuma attım ve
memelerini avuçladım. Bir taraftan yarağımı
matkap gibi amına sokup çıkarıyor, bir süre
amında bekliyor; bazen yavaş, bazen hızlı
hızlı sikmeye devam ediyordum. Hayriye’nin
yüzünde ağlıyor gibi bir ifade vardı, masa
şiddetle sallandıkça, inlemeye devam ediyor,
masaya daha sıkı tutunuyordu. Ben
memelerini sıkıca avuçlayıp, yoğurdukça
daha büyük bir zevk yaşıyordu. Memelerinin
üzerindeki ellerimi sıkıca tuttu, başını
sürekli sağa sola sallıyor, derin derin
inliyordu...
O zamana kadar pek çok kadın sikmiştim
ama böylesi bir zevki hiçbiri bana
vermemişti. Hayriye yaşından ve
görünümünden oldukça uzak, azgın ve
sikişken bir kadındı. Kocasının onu
doyuramadığı belliydi. Amının içine girip
çıkan yarağım onu zevkin doruklarına
uçuruyordu. Şimdi bir eliyle memelerini
avuçlamış elimi sıkıca tutuyor, diğeriyle de
içinde yarağım çalışan amını üstten
ovalıyordu. Her iki bacağı da omzumdaydı.
Naylon çoraplı bacakları sikerken öne arkaya
gidip geldiğimde, pat pat diye omuzlarıma
çarpıyor, yay gibi sallanıyordu. Ayağındaki
topuklu ayakkabıları ile birlikte ayakları
başımın her iki yanında tavana doğru
uzanıyor, sağa sola sallanıyordu. Yüksek
topuklu giyen kadınları her zaman
sevmişimdir. Şimdiyse ayağında topukluyla
bir kadını sikiyordum. Hayriye artık aldığı
zevkten inlemeyi bırakmış, adeta çığlık atar
gibi sesler çıkarmaya başlamıştı. Koca
salonun içinde sesleri duvarlara çarptıkça
yankılanıyordu. Sürekli, “Ohh, ahh, uhh,
devam et, ahh, ımm!” diye bağıra çağıra
inliyordu.
Spotlar yanıyordu, bütün pencerelerde kapalı
olduğundan içerisi çok sıcaktı. Dakikalardır
Hayriye’yi sikiyordum, ikimizin de vücutları
ter içinde kalmıştı. Artık boşalacağımı
anlamıştım. Daha da hızlı amının içinde
gidip gelmeye başladım. Kalçalarına çarpan
ter içindeki vücudum yine (şlap şlap şlap)
sesleri çıkarıyordu. Hayriye’nin çığlıkları,
inlemeleri birbirine karışmıştı. Bir eliyle
halen amını ovalamaya devam ederken,
diğeriyle masadan sıkıca tutunmuştu. O
esnada yarağımı amından çıkardım,
bacaklarını iki yana iyice ayırınca, döllerim
yarağımdan büyük bir tazyikle fışkırdı.
Döllerim Hayriye’nin yüzüne, boynuna,
memelerine, göbeğine bulaşmıştı. Yarağımı
kökünden sıvazlayarak tüm döllerimi dışarı
çıkarıyor, karnına, amının kıllarına
boşaltıyordum. Bu sırada Hayriye de
boşalmıştı ve kesik kesik inliyordu.
Boşalmamız birkaç dakika sürmüştü. Üzerine
akıttığım döllerim nedeniyle iğrenir gibi
olmuştu. Doğrulmak için çabalıyordu. Onu
elinden tutup yavaş yavaş kendime çektim.
Terden sırılsıklam olan sırtı sanki masaya
yapışmış gibiydi. Doğruldu ve masanın
üzerinde oturur vaziyette kaldı. Kağıt bir
havlu verdim ve bununla yüzündeki,
memelerindeki dölleri sildi.
Hayriye’ye sıkıca sarıldım ve “Hayatımda
böyle zevk almadım!” dedim. “Ben de öyle!
Kocam yıllardır bana böyle bir zevk ve
mutluluk yaşatmadı. Zaten son iki yıldır hiç
sikişmemiştik!” dedi. “Neden?” diye sordum.
“Kendisi hasta, erkekliği öldü. İki yıldır
kendi kendimi tatmin ediyorum!” dedi.
“Merak etme bundan sonra ben varım. Ne
zaman istersen emrindeyim!” dedim
mutlulukla. “Hani tek sefer demiştin?” dedi
bu kez. Ben de, “Senin tadını bir kere aldım,
bir daha bırakmam. Korkma bu yaşananlar
aramızda kalacak. Yeter ki sen de iste!”
dedim. Boynuma sıkıca sarıldı ve uzun uzun
öptü...
Sonra, “Saat kaç?” diye sordu. “İkiye geliyor.”
dedim. “Benim gitmem gerek!” dedi. Onu
kucakladığım gibi masadan kaldırdım.
Bugünlük bu kadar yeterliydi. Sonuçta evli
bir kadındı ve aramızda yaşananların ve
yaşanacakların bilinmesini istemiyorduk. Bu
nedenle ben de sabırlı davranmalıydım.
Yoksa aslında istediğim Hayriye’yi defalarca
sikmekti. Üzerimizi giyindik ve toparlandık.
Birbirimize tekrar sarıldık. Ona, “Beni ne
zaman istersen ara!” dedim. “Tamam!” dedi.
Ona bir güneş gözlüğü borçlanmıştım,
sikişmenin şiddetiyle başından fırlayan
güneş gözlüğü yere çarpınca çerçevesi
kırılmıştı. Ona, “Gelecek sefer borcumu
öderim!” dedim gülerek. Dükkanın kapısını
açıp kendisini yolcu ettim.
Hayatımın en zevk verici sikiş deneyimini
yaşamıştım. Bir dahaki sikişeceğimiz seferi
sabırsızlıkla bekliyorum...
Herkese bol ve güzel sikişler!
[Vural]